28 Eylül 2008 Pazar

Yokum ki:)

Trabzondayım (nokta).Fıkralar kesinlikle gerçek (nokta).Burayı seviyorum (nokta) Dönecek bilet bulamadım o ayrı sorun (nokta)

25 Eylül 2008 Perşembe

Hoşgeldiniiiz:)




Aman da aman Accessorize benim için ne de güzel şeyler getirmiş bu sezon:) Oh oh tam da istediğim şeyler var.Mesela eldiven hemde şöle renklisinden hemde zarif duranından :) Yok yok hiç bitmicek bendeki bu sevda ben anladım eldiven olmasa küpe küpe olamasa kolye o olmasa yüük,çanta vs vs...Ama el çantaları nasıl da bağırıyorlar al bizi diye.Ne yapıcam almıcam tabii ki azıcık insin öle alıcam sonra pişman olup sızlanmıcam :)

Ne garip bir otel!






Malum hepiniz Palmiye adalarında açılan Atlantis Oteli gazetelerde görmüşsünüzdür.Görmeyenler için kısaca değinirsek Maliyeti: 1.5 milyar dolar
Büyüklüğü: 114 hektar alanda 64 Wembley futbol sahası büyüklüğünde
Odalar: 1.539 tane ve oda odaların özelliklerine göre başlangıç fiyat 466 dolar, süitlerin gecelik fiyatları 30 bin dolara kadar çıkabilen bir otel burası.Ayrıca 24 olimpik havuzu 17 tane de restoranı var.Gerçekten kalınabilcek bir otel en azından benim gibi takıntılı insanlar dışındakiler için.
Ben tatil yeri konusunda pek bi seçiciyimdir.Yani tamam tatil köylerinin otellerin rahatlığı hiç bir yerde yok.Ama geceleri şebeksel animatörlerin kollarımdan tutup aaaaa hadiiiiii ama aaaaaa eğleniyoruz yuppiiiii tarzı davranışlarına gıcık olurum.Hatta iki tokat atasım gelir.Sanane kardeşim beni benimle bırak ben burda mutluyum belki.Hani yani illa ki kalkıp hopppidi hoppidi oynayıp gösterilere mi katılmam gerek.Yanımdaki herhangi biriyle yarışmalara katılmak istemiyo olabilirm.Belki ben kalkıp oynamakla ya da yarışmakla hayatının mutluluğunu yaşayan turistlere gülüp eğlenicem orada.Neyse gelelim bu otele.Şimdi ilk başta şu hanımın oturduğu yere değinmek istiyorum.Aman ne güzel ben tam mışıl mışıl uyuyacakken tam karşımda okyanusun en garip varlıklarıyla olabildiğince tehlikeli gözüken balıklar yüzecek.Üstelik ben uyurken!tamam anlayabiliyorum kocaman akvarymun olduğunu camın arkasından zararsız zararsız yüzdüklerini.Ama potansiyel yiyeceğim ben onlar için hayır yani niye hayvanlara işkence edeyim ki gelsene gelsene noooldu al işte uyuyorum seninde dişlerin kamışsın orada der gibi.Hadi geçelim bunuda ki geçmek olanaksız neyse niye bu otele teeeee o kadar uzun yoldan varılıyo?Daha ihtişamlı gibi gözükse de tehlikeli arkadaşım.Ya kaçacak olursam ya doğal bi felaket başıma gelirse 50 saate kurtulamam ki eyvah yani!dönene kadar ben çoktaaan öbür tarafta.Olmaz arkadaşım o yol tehlikeli.Tek hoş yanı şu banyo olayı gerçi onada takmış durumdayım da fena durmuyo sanki.
takıntılı insanlar için yapılmamış bu otel ben bunu anladım.Param olsa da gitmem ben banane:)

23 Eylül 2008 Salı

Benim evim hiç böyle olmamıştı

Kendi evim olunca bende mi böyle olucam bilemiyorum ama ben böyle bir kadın görmedim!Annemin başak burcu kadını olması nedeniyle sahip olduğu çeşitli titizlik örneklerini yıllardır sindirmişimdir.Ama benim güzel annem evle ilgili değişiklik yapmadığı zamanlar maalesef yine eve sarar ama durum azıcık değişik olur.Tipik cümleyi uzun zamandır duymuyordum .Annemin belki de unutmuş olabilme fikri içimi sıcacık ederken boooom bugün eve adımımı attığım an duydum.
Benim evim hiç böyle olmamıştı!peki bu ne demek?Ablanın evini yerleştirmemiz kendi evimizle ilgilenmememizi gerektirmez,İzmir'de modern kölelik yapman bir bahane olmaz olamaz,okulun başlamış olabilir vizelere daha çook var yani kısacası evde yine,yeniden yıllık temizlik,bakım,değişiklik rüzgarları esecek.Annem evi temizlemesi için gündelik birini tutar ama kadın utanması oturacak durumda olur.Bir bakarsınız annem ohooov evi temizlemek için kendini kaptırmış bile.İşte bu kendini kaptırma durumlarına bu cümleyle başlar maalesef.
Allahım sevdiğin bir kulunum farkındayım lütfen lütfen lütfen annemin aklındaki planları iptal et ben odamdan,şeklinden,oturma grubumuzun renginden,duvar kağıtlarından çok ama çok memnunum.Ayrıca daha iki gün önce evde müthiş bir temizlik yapıldı.Ak sakallı dede falan da olur rüyasına girse yazık bu kızına da dese hani yap bir iyilik bu sevimli kuluna:(

Sende mi Lamia cadısına aşıksın?



Şimdi bu olay beni niye dert aldı bilinmez ama yazmazsam da içimde kalıverirdi.Malum dizilerimizin belli bir konusu vardır.Tüm dizilerin hemen hemen sonları aynıdır ya da tahmin edilebilir tarzdadır.Çünkü millet olarak dizileri izlemez yaşarız.Sokakta kötü karakteri görünce üzerine saldırır ters ters laflar söyler hatta niye böyle yapıyorsun tarzı nasihatlar veririz.İyileri ise ohooov yerlere göklere sığdıramayız.Sığdıramamakla kalmayıp bir de ölür biteriz.Sarılır öper konuşur ahh yavruuum başına da gelmeyen kalmadı gibi sözlerle avuturuz(sanki oyuncunun ihtiyacı varmış gibi) Benim izlediğim dizi ya tarih işlenecek ya oyuncular iyi olacak ya da yaprak dökümü gibi gerçek kişilerden oluşacak.

Gelelim sinir olduğum noktaya;dizinin adı dudaktan kalbe.Yazın evde otururken zaman geçsin diye ara ara tekrarlarına baktığım bir dizi.Beni çileden çıkaran nokta ise biir bana açıklasın niye herkes bu Lamiaya aşık? niye yani başka kadın mı yok?!ki baktım vallahi var hoş kadınlar.Çok mu çirkef kötü kadın bunlar yoo hayır gayet normal insanlar.Nesi var bu Lamia'nın!.Ne yapıyo erkeklere niye herkes onun aşkıyla yanıp tutuşuyo.Niye herkes onu istiyo.Hayır ağlakta bir şey.Hep ağlasın üzülsün.Mesela Kenan diye bir adamdan çoçcuğu var adama hala siz diye hitap ediyo.Lamiacım hani hatırlatmama gerek var mı bilmem ama o bebeği leylek getirmedi.Hala ne bu sizli bizli konuşmalar.Çocuğu saklamakta moda zaten.Ya git de arkadaşım seninle benim çocuğum de.Ama yoook illa acı,ağlak surat.Oyy içimi bayıyo bu kız vallahi.Senaristleri kınıyorum.Hayatta herkesin tek bir kadına aşık olamayacağı fikrine kendilerini ARTIK inandırmalarını umut ediyorum.ne yapalım kumandanın ileri tuşuna basalım bari :)

22 Eylül 2008 Pazartesi

Her eve lazım

Kuzenim altta banyo ile ilgili yazımda bulnan çamaşır sepetlerini hiç beğenmemiş.Bloğuna koyacaksan al sana bir şey yollayayım dedi.Çok yaratıcı şeyler var bulsam da alsam :)
not:Berkciiim sağol canım benim :)

Güneş mi gölge mi istersiniz? El arabası gibi kolayca taşınan bank: Ben bizim okula istiyorum hemde hemen!:)
Gece uykusundan uyananlar için ışıklı terlik: Işığı boşver terlik çok eğlenceli zaten..

Uzaktan kumanda kaybetmeye son! Kooocaman ve karanlıkta ışıldayan, tüm aletleri çalıştıran tek bir kumanda:Tam bizim eve gereken bir şey:)


İşyerinde başkaları kullanmasın diye delikli, kilitli bardak: Biraz abartı olmuş ama işe yarar.İş yerinde oluyodur heralde böyle sorunlar



Sıcak sıcak mısır yemek için, mısır tutacağı;ki bu çok mantıklı elimde tutamıyorum ki afiyetle sıcak sıcak yiyeyim.




Kahvenin yanına bisküvi isteyenlere.. bunu görmüştüm ama nerde gördüğümü hiç hatırlamıyorum..O zamanda mantıklı gelmişti:)

Varsın mı Yoksun mu?

Şu var mısın yok musun?hasta ediyo beni.Paranoyak oldum çıktım.Babam mesleği gereği hep herşeyde mantık arayan bir adamdır neyse tee ne zaman geldi bu yarışma hileli dedi o zamandan beri aklımda.Şöyle ki babama göre yarışmacılar kurayla belirlenmiyormuş hatta abartıp bir ara bu kutuların içlerini biliyorlar diyordu.Neyse onu paranoyak düşünceleriyle bırakıyorum ve beni deli eden kısımlara geliyorum

Ne hissediyosun?eveeet arkadaş müneccim ya hatta tarot,el falı,zar falı,kahve falı falan hepsine bakıyo çekerken de içinde bir his bir his.Mesela Mevlüt var orada galiba adam ne derse tersi çıkıyordu geçen yıl deli ediyodu beni bu sene izlemiyorum pek yakmıyodur umarım milleti.Neyse ne hissediyosun sorusuna geri dönersek anlıyorum darda kalıo insanlar ben olsam bende sorardım belki de ama güvenmezdim büyük diyo adam tamam o zaman açma diyo yarışmacı şak küçük çıkıo bir diğer turda.Geçenlerde bir bayan adını bilmiyorum dedi açtır açtır bu küçük eminim ya açtır işte diye 500,000 i açtı başladı ağlamaya.Dıttt yıkıl karşımdan girdin kanına yaktın ordakini.Sonra da ağla.Adam öldürse seni yeridir yani.
Birde şu kuradan (hileli olabilir :) ) çıkanlar niye hep şaşırıyo ağlıyo anlamıyorum ömür boyu orada kalacaklarını mı düşünüyorlardı da şaşırdılar hadi şaşırdılar şok edici bir gelişmeydi bu niye ağlıyosun be arkadaşım ya da sarılıp inanamıyorum falan diyorsun.
Son olarak şu 10 dan geriye sayalım işine hasta oluyorum.Saymayın germeyin beni ekran başında başka kanala geçiyorum geziniyorum sonuç daha kutu açılmamış bile.

sevmiyorum seni var mısın yok musun sevmiyorum!

21 Eylül 2008 Pazar

bu ara taktım ben küçüklere

Yatmak üzereydim ki bir uyuzun blogunu okurken aklıma takılan anlatmam gerek dediğim olayı yazıp yatayım dedim.Dün yeğenime kışlık bir iki şey bakmak için çocuk mağazasına girdim.Neyse ben bir bir kıyafet seçerken bir anne gözüme takıldı nasıl sakin bir bayan ki zaten anneler nasıl sakin kalabiliyo bilemiyorum.Neyse yanında şımarık bir velet.6 yaşında hemen hemen.En pembesinden bir etek giymiş üzerine de allı pullu bir üst.Kulakları hafif kepçe.uzun saçlar.Parlak bir taç.Ellerinde kıpkırmızı ojeler.Anlayabileceğiniz gibi süslü bir kız.Annesi yalvardı yakardı bu ayakkabıyı alalım bak güzel oldu hoş durdu diye.Hanımda tepki yok kadın sanki bana alacak ayakkabıyı.Hem tepkisiz hem de bi cevaplar ki küstah küstah.Zar zor ikna ettiler alındı ayakkabı.Tam çıkacaklar bot deneyen bi kıza yaklaştı bu -ohh işte benimki daha güzel dedi ve bastı gitti.
Durdum bi düşündüm bu kızın gelecekteki halini hayal ettim.Aslında çok zor değil hayal etmek.Belli de geleceği.Dondum kaldım ben.Diğer küçük kızda bakakaldı hafif üzüldü botu elinden bıraktı falan.Çıkıp dükkandan öbürünün saçlarını yolasım geldi.Şımarık velet!

20 Eylül 2008 Cumartesi

Küçük Kadınlar

itirazım var!Anlamıyorum ben bu kızları.Yahu kaç yaşınızdasınız siz.taş çatlasa 15 16 neden 25 28 yaş arası gözükmek için bu çaba.Amaç ne yani.Ben 15 16 yken yaşıma uygun davranıp giyinirdim.Topuklular giymez makyaj yapmaz bırak boyayı saçıma fön bile çektirmezdim.Ne oldu bu kızlara kim ne yaptı bilmem ama kızları kendine gelmeye yaşına uygun davranmaya davet ediyorum.

Konuşmaları da bi garip hadi alıştık artık r leri yuvarlamaya tiki miki tarzı kelimelere de yeni yeni şeyler çıkıyo ben yetişemiyorum.Çocuksunuz siz çocuk mıçmıç cıvık cıvık erkeklerle ilişkiler arkadaşlığı sadece sığ bir düşünceyle değerlendirmeler ablam yaşında giymeler falan çirkin;çok çirkin.

Hayır bizde hoşlanırdık severdik platonik bir sürü aşkımda olmuştur ama ne gidip diyebilirdim ne belli ederdim ne de 14 yaşında yüzük takardım (yüzük takma işini moda haline getiren arkadaşlara ayrıca selam o konuya da değinicem en yakın zamanda).bıktım artık bakımlı bakımlı dolaşan minik süs bebeklerinden!

ohh be!

ohh be!evimdeyim:)
Ben yeni şehirlere gideyim tek başıma gezeyim gerekirse kaybolayım gibi değişik düşüncelere sahip biriyimdir.Belki de hep taşınmak zorunda olduğumuz için kendimce geliştirdiğim bir yoldu bu.Neyse İzmire öyle çok sık gitmediğim için belli başlı yerler dışında pek bir şey bilmemekteydim ki bu benim tam istediğim durumdu.Gezerken görecek bir yandan da aaa ne güzel aaa keşke burda olsam diyip kendime gaz verecektim.Dönüş yolunda ise yok yok Ankarayı bırakamam ki diyecektim.Peki ne oldu hemen başlayayım.

İzmir'e gitme amacım maalesef ki geçen yazın aksine ablamın taşınma işlerine yardım etmekti.Evini yerleştirme,düzenleme,temizleme vs vs.ilk bir iki gün haliyle bu işlerde başarılı çalışmalarımdan sonra yahu şu İzmir'i bi gezelim dememle annemle çıktık.İzmir in en güzel tarafı kesinlikle çok sevgili(!) Melih Gökçek in bir türlü Ankaraya getiremediği klimalı otobüsler.Tamam kabul Ankara İzmir kadar nemli değil ama bizde yanıyoruz be kardeşim.Süs havuzlarından ayrıca bıktık zaten.Neyse klimalı güzel otobüslerimizde ''duyarlı'' izmir halkı cep telefonlarını kesinlikle kapalı tutturuyo ki bu yine Ankara'da olmayan bir durum.Ankara'da yedi sülalenizle cep telefonlarından otobüslerde konuşabilirsiniz kimse karışmaz.Ancaak aynı duyarlı halk otobüslerine binen üç dört tane karnı burnunda bayana bakıp kafalarını çeviren cinsten ki bu da tartışılacak bir mevzu.Canımıza zarar gelmesin bacım sende hamilesin diye yer bekleme gibi bir şey.

İzmir de sanki herkes fahri müfettiş ben anlamadım bu işi.Herkes birbirini uyarma düzeltme ikaz etme halinde ki bu da kendinizi biraz diken üstünde hissettiriyo.Hanımefendi,beyefendi böyle yapmamalısınız gibi cümleler sık sık geçmekte.

Gelelim İzmir'in alışveriş mekanlarına( ya da benim gidebildiklerime)
Eve en yakın mekanlardan birine Alsancağa gittik ilk.Güzel sevimli bir yermiş ancaaak mağazalarda çalışanlarına birkaç sözüm var.Öncelikle butik işletiyorsunuz koca bir mağaza değil kibirinizin amacı ne bilemiyorum.Sonra mekanınıza giren iinsanlara öncelikle güleryüz göstermelisiniz tabii sizde varsa yapabiliyorsanız yani .En son size bir şey sorulduğunda sizi insan olarak gören kişilere insanca cevap vermelisiniz ki karşı tarafta yanlış mı gördüm diye tepki vermesin!
Vakkoda çalışanları bilirsiniz hepsi bir anlamsız kibirle dolaşırlar sorsanız arkadaşım sen sahibisin heralde diye hık mık cevap alırsınız ki yaptım da cevaplarını iyi bilmekteyim :):):) işte Alsancaktaki mekanlarda da aynı olay mevcut.Adamı deli eden cinsten.

Gelelim Karşıyakaya pek sevdim orayı kıpır kıpır bu Ankara'da pek olmaz.Genelde bir iki ana merkez dışında alışeriş merkezlerine akın edilir.Neyse güzel hoş bir yer.Ama öyle aman aman çeşit pek yok.Ya da ben bulamadım.

Pekii İzmir de mağazalar ne durumda.Şaşırtıcı ama çeşit çok yok ama kalan parçalar çok Ankara'da uzun süreli takiplerim sonucu 149 tl den yavaş yavaş inen güzel tuniği alamadan bitmişti.Park Bravo yu bu nedenle (indirimler :) ) hep sevmişimdir ama kalmaz hiç hep dakik olmalısınız.İzmir den gittim aldım tuniğimi hemde 29 tl ye:):) Tek iyi yanı bu oldu İzmir'in.

Haa birde Konak Pier i var.Ben severim böyle minik ama elverişli farklı tarzdaki alışveriş yerlerini.Çok güzel dekore edilmişti bina.Kuzenimin (sağolsun) arkadaşının çalıştığı bir yere götürdü adıı Mandolin.Denizi sadece memleketine gittiğinde gören biri olarak deniz kenarında güzel bir mekanda oturmak çok güzeldi.Hatta İzmir izlenimim açısından en güzel şeydi.

Daha anlatmadığım ama başıma gelen ilginç sinir bozucu pek çok olaydan sonra evimde olmak içimi huzurla kapladı.Yaşadığım şehri minik olsa da denizi olmasa da tek düzene sahip olsa da heyecanı belirli bölgeler dışında sönük olsa da seviyorum!Fahri müfettişler olmadan da yaşanabileceğinin kanıtı.Yardımcı olan kişilere sözüm yok.Burnunu sokup sizi aşağılayan kişilere bu sözüm.Kıssadan hisse:vim evim güzel evim :)


16 Eylül 2008 Salı

Ben Eve Gitmeyi İstiyorum (nokta)

Poff İzmirdeyim (nokta) Ölene kadar burada kalacak gibiyim (nokta) Evimi özledim(nokta) Burayı dönünce anlatmazsam çatlarım (nokta).Can sıkıntısı çekmekteyim (nokta)

08 Eylül 2008 Pazartesi

Banyo dekorasyonunda ilk adımlar:)

















Annemle sinirimize dokunan küçük banyoyu adam etme çalışmlarımız artık yavaş yavaş başlamış bulunmaktadır.Vatana millete hayırlı uğurlu olsun :) renkler konusunda hala biraz fikir ayrılıkları yaşasak da belli parçalar üzerinde ortak kararlar aldık.İşte benim çook beğendiğim parçalar :)
Ben banyodayken şarkı söylemeyi seven insanlardanım.Belirli ölçüde sesi ayarladıktan sonra nedense hoşuma gidiyo şarkılar söylemekBu radyo (Bkz:ilk fotoğraf ) tam da aradığım şey hem radyo hem termometre yani ısıyı da kontrol edebiliyorsunuz.AM/FM radyo,iç mekan sıcaklık göstergesi,otomatik 10 saniyede bir sıcaklık göstergesi,santigrat ve fahrenhayt derece göstergesi, 12 veya 24 saat göstergesi,alarm özellikleri arasında gerçi alarmı neden kullanırsınız ki:)Fiyatı da 39,50.
ikinci ve üçüncü fotoğraftaki çamaşır sepetleri ise pek güzeller.Fiyat da 29,50 mudo ya gitmek gerek :)
Bi altındaki seet aslında banyo için tasarlanmış ama kime ne ben odamda kullanmayı istiyorum.Renklerini çok sevdim içini açıyo insanın bakınca..
Ve en son olarak ponponlu paspaslar pek sevimlilerbence.Fiyatı 29,50 mudo da satılmakta :)




04 Eylül 2008 Perşembe

Fotoğrafınızı çalabilir miyim?


Ahh facebook ahh!geçen yazımda bazı rahatsız edici durumları belirtmiştim.Son iki gündür neyle uğraştığımı bir bilseniz.Bir arkadaşımın tamamen tesadüf eseri benim fotoğraflarınmı başka birinin çalıp kullanmasına denk gelmesi beni şoka uğrattı.Hemen araştırdım gerçekten benim fotoğrafım bayanın profil fotoğrafı.Öncelikle şikayet ettim daha sonra arkadaş listesindeki herkese mesaj attım kimse tanımıyor.Cevaplar klasik ve komik ''ya beni eklemişti ayıp olmasın diye ekledim'' den tutun da ''ortak arkadaş vardı kabul ettim''e kadar.İyi yaptınız aferin çok zeki arkadaşlar.Araştırmadan önceki yazıda dediğim gibi 5000000 tane arkadaşım olsun diye her önüne gelen teklifi kabul etmiş arkadaşlardan bazıları profilin içinde benim başka fotoğrfalarımın olduğun da söyledi.

Peki bu nasıl oldu?benim profililmin ayarları hep gizlidir.Gerek duymadım arkadaşlarımdan başka birinin görmesine.Yani bunu yapan çok büyük ihitmalle güvenip listeem eklediğim kişilerden biri.

Ne yapacağımı şaşırdım.Kapatsam fotoğraflar hala onun elinde ne elde edebilirim.Mesaj attım cevap dahi vermedi( beklendiği gibi).Sıkışıp kaldım.Malum fotoğrafı da ekledim.Öyle rahatsız edici bir durum ki bu

ahh facebook ahh!

01 Eylül 2008 Pazartesi

Yapmayın arkadaşım.Fotoğraflarıma yorum yapmayın!


Facebook a bu aralar sinir olmaya başladım.Şimdi arkadaş listemde tanımadığım insan yoktur yani şu ara pek moda olan arkadaş listem 5000000 kişşiden oluşsun mantığını ancak küçük beyinli insanların yapabileceğinin farkındayım.Ama arkadaşlarım canlarım ciğerlerim sıkıldım vallahi de sıkıldım.Eğer birine yorum yapmışsam ki genelde fotolarına ya anlık bazı şeyler yazarım ya da çook beğenirsem yazarım.O da sevdiğim gerçekten hoş insanlaradır.Ama olmaz ki her fotonun altına üstüne gereksiz yorumlar da koyulmaz ki ''çooook tatlısın canııım,pötürcüğüm,sevgi selim vs vs'' bunlara teşekkür derim canım der geçerim dişlerimi sıkarak.AMA geçen biri yazmış ki kendisini de pek sevmem neyse ''anneeem ne güzel bir fotoğaf bu böyleeee'' duuuuur sen benim nerden annem oluyosun bu biiir.ben senin nerden kızın oluyorum evcilik oynuyoruz heralde manyak mısın arkadaşım ne annesi bu bir sevgi gösterisi mi şimdi?bu mudur yani canım ın suyu mu çıktı?Ben tek bir kişiye böyle hitap ederim o da kendini iyi bilir ve neden dediğimi bilir.bu da ikiiii.hadi bunu da geçtim gelelim okulumdaki basiretsiz erkeklere.Arkadaşlar koridorlarda denk geldiğimizde selam vermezler ki zaten tanımadığın insana niye selam veresin akşam bi gelirim açarım ne var ne yok şak mesaj naber canım?canın çıksın!Ya da biliyorum çok iyi birisin ne olur tanışalım.Basiretsiz nerden biliyosun belki ben şirret bi kızım çirkef asit gibi bir şeyim bulunduğum yeri yakarım.Hadi diyelim iyi biriyim saf mıyım sabah yüz verme akşam gel mesaj at ara bul hiç üşenme bir de tanışmak iste.İnsaf yani!

yook bu facebook bu aralar beni gıcık ediyo.Daha çook anlatacağım var bi ara üşendim şimdi:)

Trençkot alsam mı?almasam da içimde mi kalsa?







İstiyorum!bu aralar yeni sezondaki her bir parçayı ayrı ayrı beğenmem yetmiyormuş gibi trençkot merakına daldım çıkamıyorum.Alıcam kesin hoşuma gidiyorlar zaten uzun zamandır da aklımda amaa şimdi takıldığım bazı noktalar var ki almamı engellemekte.Öncelikle fabrika da denedim uzun geldi gözüme acaba kısa mı hoş olur uzun mu?Boyum çok kısa sayılmaz 1,68 1,69 falan uzunu kaldırdım gibi oldu ama arada kaldı da ayrıca.Bir de hani elime büyüteç verseler gadget gibi mi dururum diye düşünmedim değil hani.Ama düşünürsek olması gereken boy zaten diz altı galiba.Geçen kate hudson da gördüm hanım güzel tabi her şey yakışıyo ama daha bi güzeldi kararsız kaldım ben :(
not:bu bir kendi kendine konuşmadır.Kararsız bir genç bayan portresi :)

Hanımefendi bebeğiniz fırında pişsin kargoya vericem:)


Bu ay marie claire dergisinde ilgimi çeken bir haber okudum.Hemn paylaşayım dedim şimdi efendim İngiliz Jamie Easton adlı hanımefendi eski bir polis olup bu mesleğini sıkıcı bulmuş olacak ki kendini bebek yapmaya vermiş bir bayan.Biyolojik açıdan değil tabii ki:) Jamie teyzemiz bir ay süresince çalışıyo çabalıyo ve çocuğu olmayan anneler için ya da ne bileyim kıskanç olan ablalar için için sahte bebek yaratıyor.Peki oyuncak bebek gibi görünen bir bebek ne işe yarar?belki de hiç bir işe ama işte Jamie teyzemizin yaptığı bebekler birebir bebek görüntüsünde gözlerinin altındaki çizgiden ellerinin yumukluğuna kadar.Bu kadar da değiil bu bebekler ağlıyor yemek yiyor hatta gaz çıkarıyor.Peki bu bebekleri teyzemiz niye yapıyor onun da açıklaması insan psikolojisine dayanıyo bence.Yani çocuğu olmayan bir anne ya da kardeşi olacak diye kıskançık krizine girmiş bir çocuğu sakinleştirmek için iyi bir yol gibi bakılıyor.Bebekler bir ayda tamamlanıyor.Sipariş üzerine istenirse kendi çocuğunuzun bile bebekliğini yaptırabiliyorsunuz.Jamie teyzemiz öyle yoğun ki gelecek 2 yıla kadar sipariş listesi dolmuş durumda.bebekleri internet üzerinden sipariş ediyorsunuz.

Benim en ilgincime giden nokta ise çalışan bayanların zaman yok diye çocuk yapmadıkları ama annelik duygusunu gidermek için bu bebeklerden sipariş etmeleri.İnsaf be kardeşim hımm çocuk yapmaya vaktim yok.O halde hadi 10 yaşımdaki gibi yapayım ve oyuncak bebek alayım mantığı abna ters çok hemde.Acaba bebekten sıkılınca ne yapıyorlar.Aman yetti bu oyun at gitsin mi?

neyse ilginç ve garip bir haber geldi bana paylaşmak istedim:)

Meleğim doğmuş :):)






Çok geçmedi seni tanıdığımdan beri aslında hatta belki de birine kızkardeşim diye yaklaşacak kadar bile olmadı.Ama sen bana öğrettin zamanının bir anlam taşımadığını,insanların çok ama çok yakın olabileceğini önemli olanın karşılıklı güven olduğnu.İlk seni gördüğümde aman tanrım ne soğuk kız dediğimi dün gibi hatırlıyorum.Ama sen böylesin işte önce kaskatı yargılayıcı sonra yavaş yavaş kendini veren en sonda artık yeter fatoşum dedirten:)



Zaman kısa yaşadıklarımız uzundu.Hep yanımdaydın hep duygusal yönümü bastıran mantıklı taraf oldun.hep kulağıma benim iyiliğim için öğütler fısıldayan ablam oldun.Sana o kadar kolay anlatabildim ki beni benimle ilgili her şeyi o kadar saf ve açıktın ki bana karşı aramızda kan bağının olup olmaması umurumda bile olmadı.Sende güven,sıcaklık,dostluk,kardeşlik,huzur ve en önemlisi sabır var.Öyle sabrlısın ki insanı hayrete düşürecek cinsten.Seninle gülmeyi seviyorum beni şuraya bir bakalım diye mağazaya sokup bana bir sürü şey aldırmanı seviyorum,beraberken gülmeyi seviyorum,bak Gizem vallahi yemin ederim ben.. diye başlayan cümlelerini seviyorum,bana yapılacak olanı sana yapılan gibi algılayacağını bildiğimden içimde oluşan güveni seviyorum,en berbat haldeyken elimi sıkı sıkı tutmanı seviyorum kısacası ben seni çok seviyorum meleğim iyiki doğdun iyiki meleğim oldun iyiki fatoşumsun!



not:buraya seçkin bir blog olduğu için yaptığımız bir geç kıza yakışmayacak delilikleri tabi ki yazmıyorum hepsi aklımda hepsi unutulmaz ve hepsi benim hala gülmem yol açan şeylerdir bilesin.:):):)

Related Posts with Thumbnails

ordan;burdan;şurdan..

Türkçe okumak az mı geldi;buyrun...