28 Eylül 2008 Pazar
Yokum ki:)
25 Eylül 2008 Perşembe
Hoşgeldiniiiz:)


Ne garip bir otel!



Malum hepiniz Palmiye adalarında açılan Atlantis Oteli gazetelerde görmüşsünüzdür.Görmeyenler için kısaca değinirsek Maliyeti: 1.5 milyar dolar
Büyüklüğü: 114 hektar alanda 64 Wembley futbol sahası büyüklüğünde
Odalar: 1.539 tane ve oda odaların özelliklerine göre başlangıç fiyat 466 dolar, süitlerin gecelik fiyatları 30 bin dolara kadar çıkabilen bir otel burası.Ayrıca 24 olimpik havuzu 17 tane de restoranı var.Gerçekten kalınabilcek bir otel en azından benim gibi takıntılı insanlar dışındakiler için.
23 Eylül 2008 Salı
Benim evim hiç böyle olmamıştı
Benim evim hiç böyle olmamıştı!peki bu ne demek?Ablanın evini yerleştirmemiz kendi evimizle ilgilenmememizi gerektirmez,İzmir'de modern kölelik yapman bir bahane olmaz olamaz,okulun başlamış olabilir vizelere daha çook var yani kısacası evde yine,yeniden yıllık temizlik,bakım,değişiklik rüzgarları esecek.Annem evi temizlemesi için gündelik birini tutar ama kadın utanması oturacak durumda olur.Bir bakarsınız annem ohooov evi temizlemek için kendini kaptırmış bile.İşte bu kendini kaptırma durumlarına bu cümleyle başlar maalesef.
Allahım sevdiğin bir kulunum farkındayım lütfen lütfen lütfen annemin aklındaki planları iptal et ben odamdan,şeklinden,oturma grubumuzun renginden,duvar kağıtlarından çok ama çok memnunum.Ayrıca daha iki gün önce evde müthiş bir temizlik yapıldı.Ak sakallı dede falan da olur rüyasına girse yazık bu kızına da dese hani yap bir iyilik bu sevimli kuluna:(
Sende mi Lamia cadısına aşıksın?

Şimdi bu olay beni niye dert aldı bilinmez ama yazmazsam da içimde kalıverirdi.Malum dizilerimizin belli bir konusu vardır.Tüm dizilerin hemen hemen sonları aynıdır ya da tahmin edilebilir tarzdadır.Çünkü millet olarak dizileri izlemez yaşarız.Sokakta kötü karakteri görünce üzerine saldırır ters ters laflar söyler hatta niye böyle yapıyorsun tarzı nasihatlar veririz.İyileri ise ohooov yerlere göklere sığdıramayız.Sığdıramamakla kalmayıp bir de ölür biteriz.Sarılır öper konuşur ahh yavruuum başına da gelmeyen kalmadı gibi sözlerle avuturuz(sanki oyuncunun ihtiyacı varmış gibi) Benim izlediğim dizi ya tarih işlenecek ya oyuncular iyi olacak ya da yaprak dökümü gibi gerçek kişilerden oluşacak.
Gelelim sinir olduğum noktaya;dizinin adı dudaktan kalbe.Yazın evde otururken zaman geçsin diye ara ara tekrarlarına baktığım bir dizi.Beni çileden çıkaran nokta ise biir bana açıklasın niye herkes bu Lamiaya aşık? niye yani başka kadın mı yok?!ki baktım vallahi var hoş kadınlar.Çok mu çirkef kötü kadın bunlar yoo hayır gayet normal insanlar.Nesi var bu Lamia'nın!.Ne yapıyo erkeklere niye herkes onun aşkıyla yanıp tutuşuyo.Niye herkes onu istiyo.Hayır ağlakta bir şey.Hep ağlasın üzülsün.Mesela Kenan diye bir adamdan çoçcuğu var adama hala siz diye hitap ediyo.Lamiacım hani hatırlatmama gerek var mı bilmem ama o bebeği leylek getirmedi.Hala ne bu sizli bizli konuşmalar.Çocuğu saklamakta moda zaten.Ya git de arkadaşım seninle benim çocuğum de.Ama yoook illa acı,ağlak surat.Oyy içimi bayıyo bu kız vallahi.Senaristleri kınıyorum.Hayatta herkesin tek bir kadına aşık olamayacağı fikrine kendilerini ARTIK inandırmalarını umut ediyorum.ne yapalım kumandanın ileri tuşuna basalım bari :)
22 Eylül 2008 Pazartesi
Her eve lazım
not:Berkciiim sağol canım benim :)
Güneş mi gölge mi istersiniz? El arabası gibi kolayca taşınan bank: Ben bizim okula istiyorum hemde hemen!:)
Gece uykusundan uyananlar için ışıklı terlik: Işığı boşver terlik çok eğlenceli zaten..Varsın mı Yoksun mu?
Ne hissediyosun?eveeet arkadaş müneccim ya hatta tarot,el falı,zar falı,kahve falı falan hepsine bakıyo çekerken de içinde bir his bir his.Mesela Mevlüt var orada galiba adam ne derse tersi çıkıyordu geçen yıl deli ediyodu beni bu sene izlemiyorum pek yakmıyodur umarım milleti.Neyse ne hissediyosun sorusuna geri dönersek anlıyorum darda kalıo insanlar ben olsam bende sorardım belki de ama güvenmezdim büyük diyo adam tamam o zaman açma diyo yarışmacı şak küçük çıkıo bir diğer turda.Geçenlerde bir bayan adını bilmiyorum dedi açtır açtır bu küçük eminim ya açtır işte diye 500,000 i açtı başladı ağlamaya.Dıttt yıkıl karşımdan girdin kanına yaktın ordakini.Sonra da ağla.Adam öldürse seni yeridir yani.
Birde şu kuradan (hileli olabilir :) ) çıkanlar niye hep şaşırıyo ağlıyo anlamıyorum ömür boyu orada kalacaklarını mı düşünüyorlardı da şaşırdılar hadi şaşırdılar şok edici bir gelişmeydi bu niye ağlıyosun be arkadaşım ya da sarılıp inanamıyorum falan diyorsun.
Son olarak şu 10 dan geriye sayalım işine hasta oluyorum.Saymayın germeyin beni ekran başında başka kanala geçiyorum geziniyorum sonuç daha kutu açılmamış bile.
sevmiyorum seni var mısın yok musun sevmiyorum!
21 Eylül 2008 Pazar
bu ara taktım ben küçüklere
Durdum bi düşündüm bu kızın gelecekteki halini hayal ettim.Aslında çok zor değil hayal etmek.Belli de geleceği.Dondum kaldım ben.Diğer küçük kızda bakakaldı hafif üzüldü botu elinden bıraktı falan.Çıkıp dükkandan öbürünün saçlarını yolasım geldi.Şımarık velet!
20 Eylül 2008 Cumartesi
Küçük Kadınlar
Konuşmaları da bi garip hadi alıştık artık r leri yuvarlamaya tiki miki tarzı kelimelere de yeni yeni şeyler çıkıyo ben yetişemiyorum.Çocuksunuz siz çocuk mıçmıç cıvık cıvık erkeklerle ilişkiler arkadaşlığı sadece sığ bir düşünceyle değerlendirmeler ablam yaşında giymeler falan çirkin;çok çirkin.
Hayır bizde hoşlanırdık severdik platonik bir sürü aşkımda olmuştur ama ne gidip diyebilirdim ne belli ederdim ne de 14 yaşında yüzük takardım (yüzük takma işini moda haline getiren arkadaşlara ayrıca selam o konuya da değinicem en yakın zamanda).bıktım artık bakımlı bakımlı dolaşan minik süs bebeklerinden!
ohh be!
Ben yeni şehirlere gideyim tek başıma gezeyim gerekirse kaybolayım gibi değişik düşüncelere sahip biriyimdir.Belki de hep taşınmak zorunda olduğumuz için kendimce geliştirdiğim bir yoldu bu.Neyse İzmire öyle çok sık gitmediğim için belli başlı yerler dışında pek bir şey bilmemekteydim ki bu benim tam istediğim durumdu.Gezerken görecek bir yandan da aaa ne güzel aaa keşke burda olsam diyip kendime gaz verecektim.Dönüş yolunda ise yok yok Ankarayı bırakamam ki diyecektim.Peki ne oldu hemen başlayayım.
İzmir'e gitme amacım maalesef ki geçen yazın aksine ablamın taşınma işlerine yardım etmekti.Evini yerleştirme,düzenleme,temizleme vs vs.ilk bir iki gün haliyle bu işlerde başarılı çalışmalarımdan sonra yahu şu İzmir'i bi gezelim dememle annemle çıktık.İzmir in en güzel tarafı kesinlikle çok sevgili(!) Melih Gökçek in bir türlü Ankaraya getiremediği klimalı otobüsler.Tamam kabul Ankara İzmir kadar nemli değil ama bizde yanıyoruz be kardeşim.Süs havuzlarından ayrıca bıktık zaten.Neyse klimalı güzel otobüslerimizde ''duyarlı'' izmir halkı cep telefonlarını kesinlikle kapalı tutturuyo ki bu yine Ankara'da olmayan bir durum.Ankara'da yedi sülalenizle cep telefonlarından otobüslerde konuşabilirsiniz kimse karışmaz.Ancaak aynı duyarlı halk otobüslerine binen üç dört tane karnı burnunda bayana bakıp kafalarını çeviren cinsten ki bu da tartışılacak bir mevzu.Canımıza zarar gelmesin bacım sende hamilesin diye yer bekleme gibi bir şey.
İzmir de sanki herkes fahri müfettiş ben anlamadım bu işi.Herkes birbirini uyarma düzeltme ikaz etme halinde ki bu da kendinizi biraz diken üstünde hissettiriyo.Hanımefendi,beyefendi böyle yapmamalısınız gibi cümleler sık sık geçmekte.
Gelelim İzmir'in alışveriş mekanlarına( ya da benim gidebildiklerime)
Eve en yakın mekanlardan birine Alsancağa gittik ilk.Güzel sevimli bir yermiş ancaaak mağazalarda çalışanlarına birkaç sözüm var.Öncelikle butik işletiyorsunuz koca bir mağaza değil kibirinizin amacı ne bilemiyorum.Sonra mekanınıza giren iinsanlara öncelikle güleryüz göstermelisiniz tabii sizde varsa yapabiliyorsanız yani .En son size bir şey sorulduğunda sizi insan olarak gören kişilere insanca cevap vermelisiniz ki karşı tarafta yanlış mı gördüm diye tepki vermesin!
Vakkoda çalışanları bilirsiniz hepsi bir anlamsız kibirle dolaşırlar sorsanız arkadaşım sen sahibisin heralde diye hık mık cevap alırsınız ki yaptım da cevaplarını iyi bilmekteyim :):):) işte Alsancaktaki mekanlarda da aynı olay mevcut.Adamı deli eden cinsten.
Gelelim Karşıyakaya pek sevdim orayı kıpır kıpır bu Ankara'da pek olmaz.Genelde bir iki ana merkez dışında alışeriş merkezlerine akın edilir.Neyse güzel hoş bir yer.Ama öyle aman aman çeşit pek yok.Ya da ben bulamadım.
Pekii İzmir de mağazalar ne durumda.Şaşırtıcı ama çeşit çok yok ama kalan parçalar çok Ankara'da uzun süreli takiplerim sonucu 149 tl den yavaş yavaş inen güzel tuniği alamadan bitmişti.Park Bravo yu bu nedenle (indirimler :) ) hep sevmişimdir ama kalmaz hiç hep dakik olmalısınız.İzmir den gittim aldım tuniğimi hemde 29 tl ye:):) Tek iyi yanı bu oldu İzmir'in.
Haa birde Konak Pier i var.Ben severim böyle minik ama elverişli farklı tarzdaki alışveriş yerlerini.Çok güzel dekore edilmişti bina.Kuzenimin (sağolsun) arkadaşının çalıştığı bir yere götürdü adıı Mandolin.Denizi sadece memleketine gittiğinde gören biri olarak deniz kenarında güzel bir mekanda oturmak çok güzeldi.Hatta İzmir izlenimim açısından en güzel şeydi.
Daha anlatmadığım ama başıma gelen ilginç sinir bozucu pek çok olaydan sonra evimde olmak içimi huzurla kapladı.Yaşadığım şehri minik olsa da denizi olmasa da tek düzene sahip olsa da heyecanı belirli bölgeler dışında sönük olsa da seviyorum!Fahri müfettişler olmadan da yaşanabileceğinin kanıtı.Yardımcı olan kişilere sözüm yok.Burnunu sokup sizi aşağılayan kişilere bu sözüm.Kıssadan hisse:vim evim güzel evim :)
16 Eylül 2008 Salı
Ben Eve Gitmeyi İstiyorum (nokta)
08 Eylül 2008 Pazartesi
Banyo dekorasyonunda ilk adımlar:)




04 Eylül 2008 Perşembe
Fotoğrafınızı çalabilir miyim?

01 Eylül 2008 Pazartesi
Yapmayın arkadaşım.Fotoğraflarıma yorum yapmayın!

Trençkot alsam mı?almasam da içimde mi kalsa?



not:bu bir kendi kendine konuşmadır.Kararsız bir genç bayan portresi :)
Hanımefendi bebeğiniz fırında pişsin kargoya vericem:)

Meleğim doğmuş :):)

not:buraya seçkin bir blog olduğu için yaptığımız bir geç kıza yakışmayacak delilikleri tabi ki yazmıyorum hepsi aklımda hepsi unutulmaz ve hepsi benim hala gülmem yol açan şeylerdir bilesin.:):):)






